Adamın biri, bizim köyün yolunda, elinde şemsiyesi, dört günlük sakalı, bembeyaz, gür ve dağınık saçlarıyla dikiliyordu. Durduk, bindi arka koltuğa. “Ben seni tanımadım” dedi. Dedim, “ben de seni tanımadım”. Ufuk çizgisine bakıp, sustuk bir süre. Şehire doğru yaklaşırken, “yavaş git, buranın insanı mal gibidir, atlayıverir yola” dedi. “Peki!” “Geçenlerde tam da burada birini ezdiler, 400 bin lira [...]
Sunay Demircan
Bazı kadim kültürlerde 8+1=9 formülü bulunur (aynı zamanda 9’un karesi olan 81de 8+1’dir). Burada 1, her zaman olduğu gibi bir’dir, merkez’dir yani. Merkezin çevresindeki 8 ise 4 ana yön ile 4 ara yönü gösterir. Yani merkezin çevresine sıralanmış tüm yönlerdir ki bu da bir tamlanma, bütünleşmeyi, tüm yönleri kapsamayı, tek [...]
Tut ki bir domates ektin bahçeye. Gözün gibi baktın, evlat mübarek. “Gak” diyor su, “guk” diyor gübre. Sevgi ve şefkatte sınır yok. Dedik ya, evlat! Ne olur sonunda biliyor musun? Arkadaş alır başını gider, boyu seni geçer, ağaç gibi dalları olur. Domates? Bir tane vermez. Niye versin, salak mı? Ekmek, su hazır, ohhh… Köklerini de büyütmez, nasıl [...]
"1840 yılı Manchester, İngiltere'de erkekler için ortalama ölüm yaşı 38, tacirler için 20 ve vasıfsız işçiler için 17 idi. 1860'larda, Sheffield'da daha yüksek sınıflı insanlar yaklaşık 50 yıl yaşıyorken, daha [...]
Fransız bir arkadaşımla Anadolu'nun bir köyünde düğüne davet edildik. Düğün, dernek işlerinden pek haz etmem ama bizim Charles tutturdu, "Türk gelenekleriyle tanışmak istiyorum, gidelim". Dedim, "oğlum kaşınma." Dedi, "geleneksel [...]
- Sunay Demircan: “"Zihnimiz sadece aşağı doğru olan hareketi kavramaya yeteneklidir, yukarı doğru olanı asla" der Arthur Schnitzler. Neden? Çünkü aşağıda olana dair bilgimiz vardır, yukarıda olanı ise bilmeyiz. Aşağısı [...]
Ey muhterem okur, bu yazımızda, horoz efendinin tarih boyunca semboller alemindeki görevine kulak vereceğiz. Öncelikle, horoz=ışık/güneş, yani aydınlanmadır. Güneş doğarken ötmek suretiyle, güneşin (Baba) gelişini müjdeleyen horoz, doğal olarak güneşin (Baba) sembolüdür; [...]
Monchi yere bağdaş kurmuş, avcunun içiyle önündeki kumları düzeltiyor. Eli, uyuyan bir bebeğin teninde gezinir gibi dolaşıyor kumlarda. Ağır, ağır… – Neden o kadar ağır ve hassassın? – Her bir kum tanesiyle [...]
- Sonsuzluk var mı Monchi? dedim geçenlerde. – Neden soruyorsun? der gibi baktı yüzüme. – Merak ediyorum. – Aklında o kadar sınır varken, sonsuzluğu mu merak ediyorsun? Yutkunup kaldım, halimi anladı. – Yumurtanın sembolik [...]
Hazreti Şah’ın avazı Turna derler bir kuştadır Asası Nil deryasında Hırkası bir derviştedir Altı üstü, bir minik dörtlüktür yazılmış olan. Bir nefeste söylenip, geçilir sanki. Öyle değil tabii… Nefes bu, boru mu? Evet, konu nefes ve turna olunca, [...]

