felsefe taşı

“Arızalı” Seçkin Azınlık ve Kütle

“Arızalı” Seçkin Azınlık ve Kütle
Eylül 21
14:14 2015

Toplumu yönlendiren “arızalı” seçkin azınlık ile şimdiki zamanda yaşayan kütlenin arasındaki uçurumu kapatmak “ortak” bir sorun değil. Kütle evin şımarık çocukları; arızalı seçkin ise “yük”ü tek başına sırtlayan! Siz hangi gruptasınız?

28 Ağustos tarihli CBT’de Orhan Bursalı’nın duyurduğu, Doğan Kuban ile Bozkurt Güvenç’in Aylık Konferans dizisinin ilki 5 Eylül Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi’nin Beşiktaş’taki yerleşkesinde gerçekleşti.

İkilinin “sohbet” olarak adlandırmayı tercih ettiği bu buluşmalar, her ayın ilk Cumartesi günü yapılacak. Buna göre ilan edilen program şöyle : 3 Ekim “Hükümet&Toplum”, 7 Kasım “Çağdaşlık&Demokrasi”, 5 Aralık “Bilim&Teknoloji”, 9 Ocak “Kültür& Uygarlık”.

5 Eylüldeki ilk oturumun konusu “Devlet&Halk” idi. Kuban devlet, halk ve hükümet ilişkisini bir metaforla tanımladı; “Devlet bir kazan ise, halk onun içini dolduran şeyler; hükümet de o kazanın kapağıdır”. Böylece “halk halinden memnun olmaz da kaynamaya başlarsa; hükümet kapağını devirebilir”. Ya da “Devlet, halk olmadan içi boş bir olgudur”.

Kuban; İspanyol felsefeci Ortega y Gasset’in Türkçe’ye “Kütlelerin İsyanı” adıyla çevrilmiş kitabından da önemli bir enformasyonu alıntıladı: “Cemiyette iki çeşit insan var: Seçkin azınlık ve kütle”.

Bozkurt Güvenç, seçkin azınlığın “arızalı” insanlar olduğunun ve toplumu buldukları haliyle kabul etmeyip, daha iyiye doğru geliştirmeye, dönüştürmeye çalıştıklarının altını çizdi. İkilinin ortak bir tespiti de bu iki grup arasındaki uçurum (ve bunun yaratacağı toplumsal sıkıntılar). Sanayi toplumu “gelir dağılımı arasındaki uçurum”u yarattı; bilgi toplumu ise bunu “dijital uçurum” ile perçinlemekte.

Dijital uçurumu sadece teknoloji ile sınırlamamalı. Bilgi çağında dijital uçurum; doğru veri ve enformasyonu yanlıştan ayırt edebilmek, bunlardan işe yarar bilgi üretmek vb gibi bütünüyle enformasyon ve bilgiye yönelik boyutları da içine almakta.

“Doğru enformasyon” olgusu yozlaştırılırsa, bilgi (de) isteyenin kendi çıkarı doğrultusunda kullandığı bir araç haline gelir – geldi de. Bozkurt Güvenç’ten bir örnek: Bir cenaze töreninde imam, aralarında bin sene fark olduğuna bakmadan (ya da bilmeden) Hz.Muhammed ile Büyük İskender’i bir araya getirip, İslam’ın geleceğini tartıştırmış.

Temel soru şu olsa gerek: “Arızalı” seçkin azınlık ile “şimdiki zamanda yaşayan” kütle arasındaki etkileşim nasıl olacak; uçurum nasıl kapanacak? Bu sadece Türkiye’ye özgü bir sorun değil; tüm dünyanın sorunu. Türkiye gerçeğinde iki tortu var: Birincisi; Türkiye’deki “arızalar” kütleyi harekete geçirmek için şahsi inisiyatif kullanmaktan korkar hale ge(tiri)ldi (bkz. 1950 – 1980). İkincisi de kritik kavramların içi boşaltıldı (örnek için bkz Atatürk’ün Gençliğe Hitabı).

O nedenle arızalı olanlar (ya da onların sempatizanları) yıllardır “bir şey yapmalı; birisi ya da birileri gelip bir şey yapmalı” diyor. Oysa bir şey yapılacaksa bunu yapacak olan kendisinden başkası değil! Aslında yapıyor da (“bir şey yapmalı” diyor).

Kütle, tanım gereği, içinde yaşadığı şimdiki zamandan kafasını ileriye doğru uzatıp bakmayacak. Bunu yapmadığı için suçlanamaz. Birisi suçlanacaksa o, arızalı seçkin azınlıktır (Kuban). Toplumu ileri götüremediği için! O olmadı; hiç değilse nicel açıdan uçurumun giderek daha da derinleşmesine engel olamadığı için.

Konferans Orhan Bursalı’nın ufak bir meydan okuması ile sona erdi: Bakalım salonu dolduranlar bir sonraki toplantıya yanlarında yaşça kendilerinden genç en az bir kişi getirebilecek mi?

852 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Sevgilinin Selamı: NefesSevgilinin Selamı: Nefes "Nefes alışın şartı nefes vermektir... Ve nefes vermenin şartı da nefes almaktır... Yani bir sıkışmanın şartı açılmaktır... Göze karanlık sunulur sunulamaz aydınlığı ister... Karşısına […]
  • Limonata TebessümlerLimonata Tebessümler Sabah uyandığında, kahvaltısından sonra, uzun paçalı donlarını yıkayıp astığında, ya da öğlen yemeğini yerken, akşam üzeri fenalaşacağını ve öleceğini bilemezdi, elbette. 1903 […]
  • Ahilik Haftasının ArdındanAhilik Haftasının Ardından (1261 yılında Ahi Evren’in katli, mistisizm ve felsefe üzerine) Bugünümüz, dünümüzün düşünce ve eylemlerinin eseridir. Yarınımız da bugünkü düşünce ve eylemlerimizin sonucu olacaktır. […]
  • Büyüsünü Yitiren DünyaBüyüsünü Yitiren Dünya Akademik ve entelektüel (?) çevreler haricinde adem evladı moderniteye (modernizm farklı kavram) sırtını döndü: Akılcılık, bilimsel düşünce, metafiziğin dışlanması (seküler yaklaşım) […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler