felsefe taşı

Alemlerin Yaratılış’ı

Alemlerin Yaratılış’ı
Kasım 22
22:35 2014

Yazımızın önceki aşamasında Yaratılış’ın var edilişini kabalistik açıdan anlatmaya başlamış ve Yaratıcı’nın Sınırsız Işığı’nın, alemlerin yaratılabilmesine olanak sağlamak üzere nasıl kendi içinde bir mekan oluşturduğunu (tzimtzum) ifade etmeye çalışmıştık.

Sonraki aşamada O, oluşturduğu bu ilahi mekanın içine, her yeri saran Sınırsız Işığından bir ışık ışını ya da iplikçiği gönderir ve bu ışık ışını sürekli bir biçimde tekamül ederek, kademeli bir biçimde bu mekanın içine iner. Bu ışık çizgisinin üst kısmı Sınırsız Olan’ın Kendisinden çıkmıştır ve Ona değmektedir. Çizginin alt kısmı ise Sınırsız Işığa değmemektedir. Hat biçiminde çekilmiş ve aşağıya doğru uzatılmış durumdadır.

Bu ışık iplikçiği ya da ışını, ince bir hat üzerinde birdenbire değil ama yavaş yavaş ve kademeli bir biçimde, yaratılan tanrısal mekanın merkezine doğru inmeye başladı. Önce bir kademe inen ışık yavaş yavaş yanlara doğru genişlemeye başladı. Başlangıçta düz olan bu oluşum daha sonra giderek yayıldı ve etrafını dolduran Sınırsız Işık’tan ayrı, mükemmel biçimde yuvarlak bir tekerlek şeklini aldı. “Ayrı” dedik, çünkü ayrılmamış olsaydı kaynağına geri döner ve Sınırsız Işığın içinde kaybolurdu. Gücü gözükmez ve her şey başlangıçta olduğu gibi sadece Sınırsız Işık’tan ibaret olurdu. Dolayısıyla oluşan bu ilk daire Sınırsız Olan’a hem en yakın olandı hem de O’ndan ayrıydı. Aradaki tek bağlantı ise aralarında var olan, Sınırsız Olan’dan çıkan ve aşağı doğru uzayan ince hattı. Bu hat ışığın kendisi değildi. Sadece Sınırsız Işık ile bu ilk oluşum arasındaki bağlantıyı sağlayan ve yayınımları aşağıya ileten ince bir hattı. Çünkü eğer kendisi olsaydı bu yayınımları alan alıcı, Verici’nin kendisi gibi olurdu; Sınırsız ve Limitsiz.

İşte, Sınırsız Olan’a en yakın olan ve ilk oluşan bu daire ya da tezahür Kabalada Kether-Taç olarak adlandırılır. İlk yayınımın sonrasında hat bir kademe daha aşağı indi ve yine ilkinde olduğu gibi yanlara doğru genişleyerek ilk yaratılan dairenin içinde ikinci bir daire (tezahür, oluşum, alem ya da kavram ve aslında bunların hepsi!) daha oluşturdu. Bu daire de Chochmah-Bilgelik olarak adlandırılır. Bir sonraki aşamada aynı biçimde ilk iki daire içinde oluşan üçüncü daire ise Binah-İdrak, Anlayış olarak nitelendirilir. Ve böylece daireler sonuçta on tane olacak biçimde birbirlerinin içinde oluşmaya devam ettiler. Onuncu ve sonuncu oluşum ya da alem ise Malkuth-Krallık adını alır.

Fark edeceğiniz gibi ilk tezahürden (Kether) itibaren artık bir farklılaşma başlamıştır. Buraya kadar her şey “Bir” iken ilk tezahürün başlaması ile birlikte seviyeler oluşmaya ve aşağı-yukarı, saf-kaba, soyut-somut vs kavramları yani ikilik (dualite) işin içine girmeye başlamıştır. Çünkü bu seviyede artık bir faz değişimi söz konusudur. Işığın boşluğa inmesiyle oluşan tezahür onun doğasını değiştirmez, ancak kendisi başkalaşarak yine kendisinin ışığa karşı olan algılamasını değiştirir.

Tüm bu kademeli tezahür sırasında gözden kaçırmamamız gereken bir başka nokta ise “verme” ve “alma” kavramlarıyla ilgilidir. Buna göre Yaratıcı mükemmel verici ve ondan aşağı doğru inen her bir tezahür ise bir alıcıdır. Ancak şuna çok dikkat etmeliyiz ki Sınırsız Işık ilk tezahür ettiğinde içinde hem verme isteği hem de bir miktar alma arzusu taşır. Dolayısıyla ondan çıkan her bir tezahür de kendisi alma arzusu ile dolu olmakla birlikte kendi içinde aynı zamanda bir miktar verme isteği de taşır. Aksi takdirde tezahür ettiren ile tezahür eden arasındaki bağ kopar ve bunlar birbirinden tamamen ayrılırlar. Bunun tam aksine Sınırsız Işığın aşağıya doğru her bir kademede oluşturduğu her bir tezahür bir öncekine oranla şiddeti bir miktar azalmış olmakla birlikte yine de içinde, aşağıya aktarmak üzere, bir miktar verme isteği taşır. Dolayısıyla verme isteği giderek azalırken alma arzusu da giderek artar. Sonuç olarak Yaratıcı en yüce verici ve Yaratılış yani en alt seviye ise en yüce alıcı konumundadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi yaratma işlemini sürdüren güç de sadece ve sadece yukarının verme isteği ve aşağının da alma arzusudur. Bir başka bakış açısıyla söylersek, Yaratıcı ile aramızdaki bağı sağlayan şey Onun bize verme yani ihsan etme isteği ve bizim de O’ndan alma arzumuzdur.

Bu noktaya kadar Yaratıcı’nın doğası, Yaratılış’ı yaratma isteği ve bu istek ile tetiklenen yaratılış prosesinin kademe kademe nasıl başladığını ve ilerlediğini inceledik. Bu prosesin Kabala’da Hayat Ağacı ile sembolize edilen ruhsal ve maddesel Yaratılış olduğunu belirtmiştik. Sonraki yazımızda Yaratılış’ın kademe kademe nasıl oluştuğunu ve yapısını incelemeye devam edeceğiz.

Devam Edecek…

1.688 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Bilgi ve TefekkürBilgi ve Tefekkür Bir önceki bölümde bilgi ile fikir arasındaki tül bir perde olduğunu; farkın üretim sürecine dahil edilen objektif veri ve enformasyonun hacmiyle ilgili olduğunu belirtmiştik. Knowledge […]
  • Su Üstünde Taş SektirmeSu Üstünde Taş Sektirme Su üstünde taş sektirmek, iki parmakla ıslık çalmak… Ne kadar basit değil mi? Alt tarafı yassı güzel bir taşı durgun suda doğru açıyla ve doğru kol kuvveti ile fırlatmak ve sonra suyun […]
  • MalmöMalmö Noel tatili dolayısıyla Kopenhag sokaklarında in cin top oynadığından, programımda ani bir değişiklik yaparak İsveç’e gitmeye karar verdim. Böylece hem günümü geçirecek, hem ülke […]
  • İstanbul Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nde Bulunan Tılsımlı İki Gömlek ve Kültürümüzdeki Yeriİstanbul Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nde Bulunan Tılsımlı İki Gömlek ve Kültürümüzdeki Yeri İstanbul Beyazıd Medresesi'nde bulunan Vakıf Hat Sanatları Müzesi'ne 1978 yılında bir tekke veya türbeden intikal eden Tılsımlı İki Gömlek, millî kültürümüz açısından incelemeye değer, […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler