felsefe taşı

Sözde “İnsan Sever” ve “İnsan Seçer”

Sözde “İnsan Sever” ve “İnsan Seçer”
Şubat 26
10:05 2026

“Zor dünyanın zor dersi…
Sen de öğrensen iyi edersin…
Kötülük pek çok maske giyebilir.
Hiçbiri iyilik maskesi kadar tehlikeli değildir.” Sleepy Hollow

Mevzu “mış gibi” yaşayan kitlenin sözde insan severlik pazarlamacılığı ve havass’ın teşriki mesaide bulunacağı insanı bilinçli olarak seçmesidir. “İnsan sever” tabirinin içini hakkı ile dolduran özü, sözü, bakışı güzel, içi dışı bir, yüreğinde Tanrı’ya sevgi mabedi kuran, bilgelik yolunun yolcusu “gerçek insanlar” konu dışındadır…

Sevgi ilk önce kişinin kendinden başlar. Kendi ile barışık, kendini sevebilen kişi yola koyulabilir. Birey, ilişkilerinde, sosyalleşmede itina ile hareket eder. Kiminle ne konuşacağına, nasıl konuşacağına, ne kadar konuşacağına önem verir. Her farklı şahsiyeti farklı farklı değerlendirerek iletişim kurar. Kendi frekansına çok uzak şahsiyetler ile sıkı görüşmez ya da idareten iletişim kurar.

“İnsan gibi insan” herkese bodoslama atlamaz… Bir sevgi yumağı, sevgi pıtırcığı görüntüsü ile önüne gelene sırnaşmaz. Birinin akraba olması ya da komşu olması kitle için onunla mutlaka sıkı fıkı iletişim kurmayı gerektirirken; insan gibi insan yaşamın her alanında seçmeyi becerebildiğinden kiminle, ne ölçüde sosyalleşeceğine o kişiyi önce tanıyarak kendisi karar verir. Basit sadece soy-sop-hemşeri mantığına dayalı yüzeysel ilişkiler ona göre değildir. Eleğinden geçen yetkin kişiler insan seçerin dostluğunu kazanır. İnsan seçer bir terzi gibi kişilere sürekli yeni elbise diker. Bir kerede peşin hüküm verip silip atmaz. Zaman içerisinde kişilerin gelişimi de izler.

Geniş kitleler, “insan sever” taklidini çok iyi yapar. Herkese gülümser, güzel konuşur, hal hatır sorar. Ancak daha köşeyi dönmeden olumsuzluklar ile dolu çirkinleşen ağzını açar. Yüze karşı farklı arkadan farklı olmak; bu şekilde karaktersizce, onursuzca davranmak maalesef değersizlerin temel özelliğidir. Sanki herkese karşı olumlu olmak gerekliymiş gibi rol yapar ve sonra içindeki birikmiş kiri kusar.

Yapmacık insan sever, görgüsüzlüğü de zirvede yaşar. Her şeyi dile getirmeye ve boş boğaz konuşmaya bayıldığından “Biz çok insan severiz… vs…” diye kendi kendini methederek konuşmaya dahi kalkacak kadar alçalabilecektir. Kendi kendini övmek kadar aşağı bir davranış biçimi yoktur. Yokluğun, hiçliğin, düşüşün en saf halidir. Kendine bir kırmızı halı serer, tahtını hazırlar ve kendi akılsız başına tacını yine kendisi takar. Kayıp ruhlardır… Dedikoducu, haris, fitne ve fesadın kaynağı da olsa, “insan sever” diye kendini tezgâha koyar. Sözde insan sevgisi ile yanıp tutuşan bu varlıklar her konuda kötü örneklerdir. Sahte kahkahaları, bu kemirgenlerin içyüzünü saklamaya hiçbir zaman yetmemektedir.

Sözde insan sever, evrensel sevgiden ve bu tip kavramlardan anlamaz. Sevgi kusucu, sevginin hak edilerek kazanılması gerekliliğini algılayamaz. “Ay, çok mu kıymetli sanki sevgin önüne gelene dağıt” söylemi bu yapıda geneldir. Gösterdiği sevgi olmayan sevgi gösterişciliği zaten özde sevgi olmadığından hak edene de etmeyene de aynı akıl yoksunu kahkahayı atar, aynı sözde ilgiyi gösterir. Sonrada bunu insanlık diye pazarlar. Bireysel bilinci olmayan avam her hangi bir değere ya da erdeme sahip değildir. Sahip olduğunu zaten megafonla ilan ettiği bir değer varsa bu erdemin aranacağı son yer bu şahsiyetlerdir.

Klan, kabile görgüsü ve aile içi eğitimi alan kitle ne yaptığını, niye yaptığını bilmeden ezber yaşamlarda hayatını sürdürür. Onlar, bireysel ve toplumsal bilinçten yoksun sayısal yığındır. Sürü psikolojisi ile birbirine yanaşık, kalakalır. Yığın üyesinin, kabilenin sıcak sırnaşıklığından ayrılacak ne bir isteği ne de cesareti vardır. “Domuzların önüne inci atıp, eşeğe gül vermeyin.” der Christian Rozencreutz.

Sözde insan sever kendini herkesten akıllı sanır. O, geniş geniş hareketleri ile gökten düşmüş güzel insanı oynarken birazcık insandan anlayan birey, bu şahsiyetlerin iç yüzünü rahatlıkla görecektir. Düşünmeden yapacağı bir eylem ya da kıracağı bir pot, söyleyeceği bir söz ile insan sever görünümlü sosyal kelebek, moda tabirle iyot gibi açıkta kalır.

Yığın doğası gereği kusurlu olmaya mehillidir ancak kendini sevgi kumkuması görür. Kendine hâkim olamadığı, kendini kontrol edemediği için çuvallar. Egoya arzu, id’e benlik, süper ego’ya da vicdan dersek güruh ilkinde takılıp kalır. Bireyin evrime inancını şüpheye düşürecek kadar gelişme gösteremeyen örnekler bile vardır. Pek haz edilmeyen bu insan kümesi “Ben” yerine sürekli “ben de” der. O silik, çapsız, amaçsız hayatını dahi değer diye pazarlamaya kalkabilir.

İnsan sever kılıklı kabile üyesi yeni kuşakları da kendisi gibi yetiştirmek için elinden geleni ardına koymaz. Bulaşıcı bir hastalık gibidir. Durmak bilmez, her daim herkese sırnaşmak onlar için elzemdir. Çocuklarına delice saldırmak, naralar atarak dengesiz hareketler ile ilgi ve sevgi göstermek bahanesi ile topluma yeni problemli kuşaklar yetiştirmek onların temel görevidir. Çocuğun birey olabilmesini, anlamsız bağımlılıklar yaratarak yapış yapış hayatlar ile derdest eder. İnsan seçer ise insan gibi insandır. Boğazdaki dokuz boğumun, bir şey söylemeden önce birçok kere düşünerek konuşmanın sembolü olduğunu bilir. İnsan sever kılıklı ise konuşulanı dinlemez, kendi konuşurken ise zerre kadar düşünmez.

Sözde insan severler hayatın her alanında rastlanabilecek, bolca bulunan bir kitledir. İnsan seçer ise sosyalleşmesini, insanlarla ilişkilerini daha nitelikli, kaliteli, seviyeli biçimde yaşamak ister. Bu sayısal yığın tarafından anlaşılamaz, algısının ötesindedir. O, ezber yaşam biçimini zerre kadar değiştirmeden kopya yaşamlar şeklinde sürüsü ile birlikte uygular. Farklılık sürünün sinirini bozmaktadır. Bu sebepten yığıntıdan ayrı olana iyice sırnaşmak ve yanaşmak onun için vazgeçilmezdir.

İnsan gibi insan seçen insandır. Neyin yanında neyin karşında olduğu bilinir, omurgalıdır. Zaman içerisinde kendini değiştirme yetisine de haizdir. İyi, doğru ve güzele gidiş yolunda gelişecektir. “Bana arkadaşını, dostunu, iyi anlaştığın kimseyi söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” sözü gerçekten önemlidir. Bir nevi turnusol kâğıdıdır. Popülistin dilinden düşürmediği koşulsuz sevgi yumağı pazarlaması ile kendi yolunda yürüyen, düşünen bireyin farklı bakış açıları olması elbette çok doğaldır. Friedrich Nietzsche’nin dediği gibi: “Birey, her zaman kabile tarafından yutulmamak için mücadele etmelidir.” Ve… “Büyük adam nerede ve ne zaman küçük adam olacağını bilir. Küçük adam ise küçük olduğunun farkında değildir ve bunun farkına varmaktan da korkar.” Wilhelm Reich

“Dünyanın anlamını kavramadan dünyada yaşamak,
büyük bir kütüphanede kitaplara dokunmadan gezmeye benzer.” Manly P. Hall

10 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Oyun Bitti!Oyun Bitti! Oyun bitti konulu mahsun eser. Ankara'nın göbeğinde, bizim mahallenin çiçekçisi. Hepsi plastik. Bir kaç yıl öncesine kadar zambak zambaktı, şebboy da şebboy. Sanki, bir zamanlar her […]
  • Dur!Dur! Dur! Bak... İçinde yaşadığın çılgınca akan bir nehir gibi sürüklendiğini düşündüğün yığının bir anlık kesitini gözlemle... Bekle! Aracını park ettikten sonra yanan ilk yeşilde karşıya […]
  • İhtiyarlara Yer Yok!İhtiyarlara Yer Yok! İnternetin yararlı olduğunu da unutmamalı. Ondan sadece eğlence amacıyla istifade edenler için zor olsa da. Doğrusu internetin yararlı bir araç olduğunun giderek unutulması düşündürücü. […]
  • Bağımlılık İlişkilerinden KurtulmakBağımlılık İlişkilerinden Kurtulmak İnsanların aralarındaki grift ilişkilerde herkes diğerleri ona göre davransın ister. Sosyal ihtiyaçların karşılıklı giderilmesi teorisine göre ihtiyaçların değiş tokuşu gibi egosal […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Şubat 2026
P S Ç P C C P
« Ara    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  

Arşivler