felsefe taşı

Dükkan

Dükkan
Mayıs 07
14:45 2014

Dükkân işletiyorum şehrin en kalabalık caddesinde. Her saniye değişiyor yüzler. Onlarca insan akıp geçiyor göz açıp kapayıncaya kadar. Hepsinin ayrı mı kaderi?
Onlar geçiyor, ben duruyorum.

Bekliyorum içlerinden birileri girsin içeri. Girsin de alışveriş yapsın. Girsin de, en güleryüzlü halim, en kibar ses tonumla, “Sefalar geldiniz” diyeyim. Bekliyorum.
Ben duruyorum, onlar geçiyor.

Aslında her an biri gelebilir diye güleryüzlü olmak mecburiyeti olmasa, başka şeyler düşünmeye bırakabilirim kendimi.
Mesela çıldırmak işten bile değil, zor tutuyorum kendimi.
Hiçbiri bir diğerinin aynısı olmayan yüzlerce, binlerce insan akıp gidiyor dükkânımın önünden ve ben onlara avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum:
“Nereye gidiyorsunuz hepiniz be? Neden telaş içindesiniz? Nereye, nereye gidiyorsunuz? Hepiniz başka başka yerlere giderken, hiçbiriniz aynı adrese doğru yol almıyorken, nasıl oluyor da hepiniz aynı telaş içindesiniz?”

Ara sıra biri giriverecek olmasa içeri, ve kapımın önünden geçen binlerce insanın velinimetim olma olasılığı olmasa, hepsini durdurup silkeleye silkeleye soracağım. Tek tek.
Ama benim işim var.
Burada durup müşteri beklemeliyim. Gelirse en iyi hizmeti vermeliyim. İşim bu. Burada durmak! Ama ben böyleyken, nasıl oluyor da benden başka bütün insanlar benim önümden geçiyor? Elbette ben kendi önümden geçemem. Bu mümkün değil. O kalabalık caddede akan insan seline kapılıp gitmeye de hiç niyetim yok üstelik.

Ama fena olmazdı da. Kendi dükkânımın önünden geçip içeride oturup müşteri bekleyen benim nasıl göründüğümü görmek fena olmazdı. Dışarıdan nasıl görünüyorum acaba? “Dışarısı” mı? Benden başka bütün insanlar oradayken, “dışarıda” olan onlar mı yani? Şu köhne tezgâhın ardında oturup bir başına müşteri bekleyen ben mi “içeride”yim? Yoksa, dışarıdaki ben miyim? Öyle ya, herkes orada, ben buradayken, onlar nasıl dışarıda olabilir ki?
Tabii ya. Bu neden daha önce aklıma gelmedi? Dışarıda olan benim. Herkes orada, birlikte. Ben… Yalnızım! Bu, beni dışarıda yapar, onları değil.

“Neden kendime dışarıdan bakamıyorum?” diye düşünürken, dışarıda olanın ben olduğum ortaya çıktı. Neyse… Siz bana dışarıdan bakadurun, ben bir de kendime içeriden bakıp geleyim.

1.218 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • İçeride Her Şey Var…İçeride Her Şey Var… Derya isyan etti: “Ah aşk! Sen ne kadar ruhunu acıtıyorsun insanın!” Aşk cevap verdi: “Çünkü seni büyütmem gerek!” ---- Çocukluğu hep hayal kurmakla geçmişti Derya’nın. Sanki hayalleri […]
  • Vedalaşma ve Yeniyle Kucaklaşma Zamanı…Vedalaşma ve Yeniyle Kucaklaşma Zamanı… 2014'e girdik ve ben önce hemen aylardır ertelediğim şeyleri yapmaya başladım: Mesela dolabıma girdim ve artık eskimiş, yıllarımı benimle geçirmiş çamaşırlarımı, çoraplarımı doldurdum […]
  • Son NotaSon Nota İki kardeş hem mızrakla hem zıpkınla avlanabilen köyün en iyi avcılarıydı ve o gün av sırası onlarda olduğu için en keskin zıpkınlarını seçtikten sonra kulübelerinden çıktılar. Ormana […]
  • imagesE7UBH2QFDermân arardım derdime, derdim bana dermân imiş… İnsanoğlunun iki temel sıkıntısı var aslında. Birincisi geçim sıkıntısı... Geçim sıkıntısı olan insan önce maişet derdi ile uğraştığı için tefekkür yapacak zemin bulamaz. Bu aslında […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler