felsefe taşı

Yolculuk

Yolculuk
Ağustos 07
13:51 2015

“Anneciğim, ben tanıyor muyum o arkadaşlarını?”
“Evet tatlım, onları daha önce de gördün, hatırlamıyor musun?”
“Ama senin çok arkadaşın var nasıl tanıyabilirim ki herkesi?”

Ah benim güzel çocuğum, bazı arkadaşlıkların ölümsüz olduğunu, mesafelerin bile önemli olmadığını sana nasıl anlatabilirim ki.

Evet, haklısın canım, ama arkadaşlık için her zaman, her an birlikte olmamız gerekmez ki. Bazen yıllarca görüşmeyiz ama sonra birlikte olduğumuzda yine kaldığımız yerden devam edebiliriz. İşte o yüzden o insanlara dostlarımız deriz, onlar canlardır.

“Anneciğim, ama bu çok karmaşık, ben nasıl anlayacağım kimin benim dostum olacağını?”
Aslında ne zor bir soru.

“Canım, belki sana küçük bir hikaye ile anlatabilirim, ama şunu unutma, hepimiz kendi deneyimlerimizi yaşayacağız. Benim hikayemde sen varsın ama inan bana, sen kendi yolunu kendin çizeceksin, ben sana sadece yardımcı olabileceğim ya da yol göstereceğim ne zaman istersen. Ama sadece senin istemen gerekecek.

Hayatı bir otobüs olarak düşünelim.

Mesela otobüs İstanbul’dan Hollanda’ya gidiyor. Sen otobüste ön sıralarda bir yerde
oturuyorsun. Ben veya kız kardeşin de yanına oturalım. Yolda zaman zaman sen benim yanıma otur, bazen de kardeşin. Bazen de ikiniz yan yana oturun. Sonra otobüs yavaş yavaş ilerlesin. Otobüsün içinde senin dışında da çocuklar da olsun. Onlarda aileleriyle seyahat etsinler.

Bu otobüsün özelliği her güzelliğin önünde durmak olsun. Her durduğunda otobüsten bir kaç kişi insin, bazen de binsin. Mesela şu anda ayçiçek tarlalarına geldik. Orada otobüs durdu. Otobüsten yaşlı bir teyze ve yanında oturan çocuk indiler ama genç bir kadın ve çocuğu bindiler. Onları görebildin mi?

Hikayemi nasıl daha ilgi çekici hale getireceğimi bilemiyordum. O yüzden ona da sorular sorarak biraz kafasında canlandırmasını istiyordum. Oğlum yanıt vermedi sadece başını salladı.

Sonra otobüs yoluna devam etsin. Otobüsün içi de rengarenk olsun. Her koltuğu farklı renkte
olan,içeriden dışarıyı rahatlıkla görebileceğimiz kocaman pencereleriyle çok özel bir otobüs.

Bu çok özel otobüs son durağına ulaşana kadar birçok kez duracak, her seferinde yeni yüzler olacak,bazen de daha önce inenler yeniden binecekler. Yolculuğumuzun başından beri bizimle olanlar da olacak.

İşte hayatımız da böyle bir tanem, bir yolculuk, bir otobüs yolculuğu.

Bu yolculuğumuzda birçok kişi bizimle olacak. Bazen bir kaç tanesi hep bizimle yolculuk ederken bazen de bazıları otobüsten inip başka otobüslere binecekler. İşte o yolculuğu bizimle beraber yapanlara dostum diyoruz.

Ama bence önemli olan ne biliyor musun, bir tanem?

Beni dakikalardır dikkatle dinleyen oğlum, başını kaldırdı. Gözlerimin içine baktığında, o ara arakaybettiğim ışığı gördüm onun o ela gözlerinde.

Yolculuğumuzun ne uzunluğu, ne de kimlerin bizimle yolculuk yaptığı, önemli olan bizim ne kadar keyif aldığımız.

Eğer biz keyifle bakmayı öğrenebilirsek, küçük anları yakalayabilirsek o yolculukta, işte o bizim kazancımız olur. Hele ki yanımızda yolculuğu birlikte yaptığımız, aynı güzellikleri görebildiğimiz insanlar da olursa hayatımız çok daha eğlenceli olacaktır.

İşte mesela bugün seninle ve bir grup arkadaşımla sahilde yürüdük. Hayatımda ben olmayı başarabildiğim insanlarla güneşin batışını seyrettik. Aynı anda baktık o turuncu güzelliğin denize dalışına. Yarın, hepimiz ayrı bir koşuşturma içinde olacağız ama o anı yakalamayı başardık. İşte benim arzum, hayatında sen olmayı başarabildiğin insanlarla, güzel anları ölümsüz kılman.”

Aslında sözlerimi ne kadar anladığını bilemiyordum. Biliyorum buna benzer bir çok hikaye anlatacağız, anlatacaklar.

Bir hayatın içerisinde birçok başka hayatlar da yaşayabiliyoruz. Bazen üzerinden o kadar uzun zaman geçiyor ki gerçekten yaşanıp yaşanmadığını, o kişilerin gerçekten var olup olmadığınıbile bilemiyoruz. Önemli mi, aslında hiç de önemli değil.

Ben küçükken annemle otobüsle İtalya’ya gitmiştik. Otobüste kardeşim, annem, kuzenlerim, teyzelerim (annemin kuzenleri) de vardı. Yol neredeyse iki gün sürdü. İkinci gün sabaha karşı annem beni ve kardeşimi heyecanla uyandırdı. Kardeşimde ben de uykumuzun en güzel yerinde,
bir türlü kalkmak bilmiyorduk. Ama annem bizi uyandırana kadar uğraştı. Biz söylene söylene otobüsten aşağıya indik.

Gördüğümüz manzara, benim bugüne kadar gördüğüm en güzel doğa harikalarından biriydi.
Muhteşem bir göl, ağaçların arasındaydı. Öyle güzel bir güneş doğuyordu ki, ne kardeşim ne ben bakmaya doyamadık. Sanki an o ana kilitlenmişti. Kimse nefes bile almaya cesaret edemiyordu.

O gün söylene söylene indiğim otobüse bambaşka biri olarak geri binmiştim. O güzelliği görebildiğim için teşekkür ediyordum herkese, özellikle anneme.
Sonraki yıllarda da çok teşekkür ettim. O durduğumuz yere yaptığımız yolculuğumuzdan
çok değil bir kaç ay sonra orada çok büyük bir savaş çıktı. Çok fazla ölüm oldu ve o yol uzun bir süre kapandı. Belki de ben o saf güzelliği son görenlerdendim.

Canımın içi, işte bu yüzden güzellikleri seninle paylaşmak istiyorum. İşte bu yüzden renkleri fark etmeni istiyorum. Hayatını hep etrafında gördüğün, doğada gördüğün renklerle boyamanı istiyorum. O yüzden sakin ol ve derin nefes al diyorum belki de.

Oğlum sıkılmış bir şekilde bana bakıyordu.
“Anneciğim benim uykum geldi, yatabilir miyim?”

Gece gece bu kadar felsefe fazla gelmişti. Haklıydı.
“Tabii ki bir tanem, iyi geceler, tatlı ve renkli rüyalar…”

1.542 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • YaşYaş OL- Neye ağlıyorsun yine? AĞ- Yok bir şey... OL- Ne demek yok bir şey? Var bir şey ki akıyor yine... AĞ- Yok bir şey dedim! OL- Yokmuş... AĞ- ... . . . OL- Hep böyle […]
  • Doğa…mız!Doğa…mız! “Doğada sessiz, sakin, huzurlu bir denge var” der onlar. O huzurlu dengeyi, gırtlağını sırtlanın güçlü çenesine kaptırmış antilop anlatsa ya… Üzerine basılmış karınca ya da. Dünyaya […]
  • Mantarlar ve Kuzuların KültürüMantarlar ve Kuzuların Kültürü Spor sonrası eve gelirken gözünün önünde lezzetli yemekler geziniyordu. O kadar acıkmıştı ki yemeğinin yapılmasını bile bekleyebilecek gibi değildi. Önce tüm malzemeleri mutfak […]
  • İyi ki doğdun Annem…İyi ki doğdun Annem… Canım anneciğim, bugün 16 Mart senin kutlayamadığım ilk doğum günün, Alışmak denen berbat kavramdan ne kadar nefret ettiğimi bildiğinden, hiçbir şeye alışmayan ben, senin yokluğuna da […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Haziran 2017
P S Ç P C C P
« May    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Arşivler