felsefe taşı

Robotlaşma ve İnsan

Robotlaşma ve İnsan
Şubat 08
09:35 2016

Bilgisayarlaşma, dijitalleşme, robotikleşme insan gücü ile yapılan işleri insanın elinden alıyor ancak aynı bilgisayarlaşma, dijitalleşme, robotikleşme insana yepyeni iş alanları yaratıyor.

80li yılların başında üniversiteye hazırlanırken dersanedeki arkadaşlarımdan bazılarının, amacımın bilgisayar mühendisi olmak olduğunu öğrendiklerinde “insanların işsiz kalmalarına katkı sağlayacak” bir mesleği seçtiğim için dudak büktüklerini hala anımsarım. Amacım her ne kadar böyle bir sürece katkıda bulunmak değil(diy)se de o gün olduğu gibi bugün de bu irtibatlandırma devam ediyor.

80li, 90lı yıllarda sıradan bir bilgisayar insanı işinden edecek deniyordu, bugün de dijital araçlar, robotlar için aynı şey söyleniyor. Objektif bir analiz yapıldığında yaşanan sürecin tam da şu şekilde gelişmekte olduğunu söylemekte sakınca yok: Bilgisayarlaşma, dijitalleşme, robotikleşme insan gücü ile yapılan işleri insanın elinden alıyor ancak aynı bilgisayarlaşma, dijitalleşme, robotikleşme insana yepyeni iş alanları yaratıyor.

Peki bir fark yok mu? Elbette var. İnsandan bilgisayarın, robotun eline geçen işler genellikle beyin gücü gerektirmeyen operasyonel işler. Bilgisayarın, dijitalleşmenin yarattığı işler ise insanın beynini, zekasını kullanmayı gerektiren türden şeyler.

Bu dönüşüm aslında bireyin eğitim düzeyini, beyninin çalışma şeklini geliştiren, evrimleştiren zorlayıcı bir niteliğe sahip. Bu zor olmasına zor bir dönüşüm ama bireye verdiği tatmin açısından bakıldığında, değerlendirmenin etraflıca yapılması gerek.

Robotik hareketlerle her gün aynı rutini tekrarlayarak iş yapan insanların kaç tanesi yaptığından memnun; mutlu? Aslında hiçbiri dense pek yanlış olmazdı ama yine de çoğu diyelim. Sokaktaki insanların yüzlerinin gülmemesi biraz da bundan kaynaklanmıyor mu? Hiçbir şey kazanmamaya göre asgari ücret veya onun biraz üstünde bir geliri olduğu için memnun ama yaptığı iş ona değil her gün, her saat, her dakika, her an aynı şeyi düşündürüyor: “Ben bunun için mi varım?”.

Dünya hala iş tatmini olmayan süreçleri daha fakir ülkelere transfer edecek kadar büyük. Ama bu sürecin de sonu uzaktan göründü. Dönüşüm tamamlandığında, çöpleri taşıyıp götürecek başka bir yer kalmadığında ne yapacağız? Uzak Doğu, Afrika veya Güney Amerika’daki ucuz iş gücü de işçi hakları demeye başladığında üretim nereye kaydırılacak? Diyelim ki robotlar görevi devralacak. Peki o bölgelerdeki insanlara ne olacak? Asgari ücretten de yoksun kaldıklarında ne yapacaklar?

İki tane çıkış yolu. Birisi yıkıcı; savaş! Diğeri yapıcı; uzay! Ya insanlar birbirini yok ederek nüfusu azaltacaklar, ya da uzayda başka gezegenler bulacaklar. Bugüne dek yapılan savaşlar incelendiğinde nüfusu azaltmak için savaşın pek bir çözüm olmadığı görülmekte. Ayrıca geride kalanlar üzerinde yarattığı psikolojik ve sosyolojik yıkım uzun yıllar çözülemeyen sorunlara neden oluyor. Uzaya gitmek ise çok pahalı. Arada bir de salgın hastalık opsiyonu var. Özellikle de bunun laboratuvarlardan çıkma olduğu anlaşılmazsa savaştan daha temiz bir çözüm olabilir diye düşünenler az değil.

68 Kuşağı’nın getirdiği özgürlükçü, keyifçi yaklaşım AIDS belası ile dizginlendi. Dijital Yerlilerin, Y Kuşağı’nın getirdiği ikinci dalga ise kısmen kanser ile kısmen de yepyeni icat edilecek virüslerle dizginlenmeye çalışılacak gibi.

Oysa kafamızı kaldırıp uzaya baksak, dünyadaki yedi milyar insanın çok çok fazla değil, çok çok az olduğunu anlarız. Herhalde uçsuz bucaksız bu evren, küçücük bir dünyaya ev sahipliği yapsın diye var olmadı!

943 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Bilgi ve FikirBilgi ve Fikir Bilgi kelimesi Türkçe’de aslında tam doğru kullanılmıyor. Daha doğrusu bilgiyi “knowledge” kelimesinin karşılığı olarak kullanmakta bir sıkıntı yok ama Türkçe’de “information” kelimesinin […]
  • Küba Kansere Çare Buldu Mu?Küba Kansere Çare Buldu Mu? Efsane geri döndü. Tarık Akan akciğer kanserinden vefat edince, bunun üzerinden reyting sömürüsü başladı : Yaklaşık üç sene önceki haber tekrardan gündeme düştü. Hem de ne düşme ; […]
  • Ufukların Ötesindeki Ayakizimiz  – Voyager Uzay SondalarıUfukların Ötesindeki Ayakizimiz – Voyager Uzay Sondaları Tarihte, gerçekte kim olduğunu ve ne tür eserler bıraktığını, hatta ne hayaller kurduğunu bildiğimiz ilk insan Akad Prensesi Enheduanna’dır. Bu gün Irak olarak bilinen ve Fırat ile Dicle […]
  • GERÇEK DEĞİL SİMÜLASYON(MUY)UZ !GERÇEK DEĞİL SİMÜLASYON(MUY)UZ ! Acaba insanoğlu, internet ile, dijitalleşme ile kendinden önceki değil de kendinden sonraki uygarlıkların nasıl bir şey (olacağını değil) “olduğunu” mu anlamaya çalışıyor? Liseden […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler