felsefe taşı

Kendini Tanı, Kendini Bil!

Kendini Tanı, Kendini Bil!
Kasım 22
16:28 2015

Mükemmel bir iş anlaşması yapmış,keyifle arabasına binmişti.Önce louis armstrong cd sini sürdü, sonra purosunu yaktı. Yola çıktı,dağ evine ulaştığında ailesiyle beraber kutlayacaktı bu günü. Şehirden dağ yoluna çıktığında kar yağışı şiddetini artırmıştı. Jip karları güvenle ezerek ilerliyordu, beyaz o kadar güzeldi ki .Tırmanmaya geçti, birkaç dakika sonra rampa aşağı inecekti,bu arada cd bitmişti. Rampadan inerken göl, kar, dağlar ona mükemmel bir görsel sunacağı için ikinci cd olarak favorisi carll of carmina burana’yı koydu. Rampadan ilk viraja girdiğinde frene hızla asıldı, önünde bir ağaç yola devrilmiş yol kapanmıştı.Ilk olarak inmekten biraz korktu, bu dağ başında sıkıntılı bir durumdu.Biraz sonra indi ağacın etrafında dolaşırken birden arkasında birini hissetti,hızla döndü. Saçı sakalı karışmış ,üzerinde 3 veya 4 kazak ve mont olan oldukça uzun ve iri birisi ona bakıyordu. Bir süre bakıştılar sonra adam
– Hadi akşam olmadan şu ağacı kaldıralım, bende aşağıdaki kulübeme döneyim,sende nereye gidiyorsan dedi.

Uzun bir uğraş sonunda ağacı kenara çekebildiler. Teşekkürler demesine fırsat kalmadan adam bir sigara yaktı ve dönüp yürümeye başladı. Seslendi, durdu,
– kimsin, adın ne, nereye gidiyorsan yardımcı olayım.
– Kimim bilmiyorum,adım birisi.
– Birisi diye isim mi olur, kim olduğunu nasıl bilmiyorsun.Bu ne şimdi.
– Bak evlat senin bir adın vardır mutlaka başkasının koyduğu, başkasının istediği. Başkası mutlu olmuştur. Kimsine verdiğin bir cevap vardır patron,ceo veya başka bir görev.Ama ilk fırsatta yalnız kalıp ava gitmek, gitar çalmak, yelkenliyle uzaklara açılmak gibi bir sürü hayali olan ama gerçekleştiremeyen bir patron, ceo. Sen bana kızma ama şu yola düşmüş ağaçsın bence. Birileri geliyor tutuyor şuraya,tutuyor buraya.

Neyse uzatmayım ben kendimi arıyorum bulduğum anlar var ama az. İnsan olarak aklımı kullanarak dogmalarimla savaşıyorum. Adımı epeydir kullanmıyorum ve mutluyum. Sana bol paralı yaşamında başarılar dilerim.

Geldiği gibi giderken allak bullak olmuştum,tüm dedikleri doğruydu. Bu kişinin yardım edeceğini bilseydim, hayatımı onun ellerine bırakabilirim, servetimi ona sunabilirdim diye düşündü.
Arabaya giderken ağacın yanında kırmızı birşey gördü, eğildi bir kartvizit
” Yaşam koçu ve bir numara”
bu pazarlamaya güldü ama satın almıştı çoktan.
İlk işi numarayı tuşlamak oldu…

Tuşladığı numara telesekretere bağlıydı, sevmiyordu onlarla konuşmayı. Arabayı hareket ettirdi, duruma uygun olabileceğini düşündüğü ”Pink Floyd ummagumma’ cd sini koydu, gözlüklerini takarken telefonu çaldı, arayan eşiydi. Telefonu açarak ‘merak etme birazdan oradayım konuşuruz dedi.”

Sonunda eve ulaşmıştı, kapıyı eşi ve biri 15 yaşında kız, diğeri 17 yaşında oğlu beraber açtı. Hemen üstünü değiştirip yemeğe oturmayı istedi, size acayip bir şey anlatacağım dedi. Yemeğe oturdular, şömineden çıtır çıtır odun sesi ve güzel bir sıcaklık yayılıyordu. Bir çırpıda başına geleni anlattı. Eşi hayretle dinlerken kızı
– Baba seni izlemiş mi? Eğer böyleyse bence sıkıntılı bir durum dedi.
Evet bu hiç aklına gelmemişti, eşi de şimdi tedirgin olmuştu. Ağaç ,orada beklemesi, onun zenginliğini bilmesi…Kızı bu sefer
– Baba istediğin hobiler ve dünya için sence paraya ihtiyaç yok mu? Bu kadar kolay mı 3 nesildir süren ve zor kazanılan serveti bir adama harcamak. Dedem ne der?
Doğru para her şeyin gücü , ya da bilemiyorum diye düşündü. Ama babasının bu seanslara onay vermeyeceği doğruydu. Canı sıkıldı şaraptan bir yudum aldı.

Epeydir sessiz sessiz konuşmaları dinleyen oğlu.
-Baba ne yapacaksan yapacaksın, ama sonuçta bu adamın yaptıklarıyla ,söyledikleriyle yol alacaksın. Yani onun ayak izlerini takip edeceksin, ayak izlerine bakarken etrafını görmeyeceksin. Sonunda ulaştığını sandığın yer senin gitmek istediğin yer mi sence. Baba istediğini bir tek sen bilirsin ve yolu sadece sen yürümelisin. Bunun için tek yapacağın biraz iş dışında kendine zaman ayırman ve kendini tanıman. Kendini tanıdıkça kendini bileceksin. Aradığında telesekreter çıkan bir adam hayatını yaşıyor ve istediği zaman , para kazanmak için seni arayacak. Baba o adamı değil kendi içindeki sesi dinle. Sen bu hayatı bırakıp Dyojen gibi fıçı içine giremezsin, Delf mabedinde yazar baba”kendini bil”

Ortamın sessizliğini babanın hıçkırıkları bozuyordu. Gururluydu, mükemmel çocukları vardı, cehalet ve taassup arasında çok ince bir çizgi vardı ve akıl çocuklarının rehberiydi. Servet buydu….

3.506 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • İnsanın Temel Denklemiİnsanın Temel Denklemi Güçlü oldukça “iyi”, güçsüzleştikçe “kötü”. İnsanın temel denklemi bu mudur? İnsan aklının kendini en çaresiz, en sefil ve en güçsüz bulduğu durum ölümdür. Ölüm karşısında akıl, […]
  • BabaBaba Baba; iskele babası, mafya babası, mahallenin babası, dert babası, telli baba, şambaba, baba adam vesselam… Babalığın atfedildiği acı ve tatlı, şiddet ve şefkat içeren daha nice […]
  • Yücelerin YücesiYücelerin Yücesi Bu bir biyolojik evrim yazısıdır ama belki de öyle değildir, kim bilir? Kendinizi düşünün. Şimdi herhangi bir organınıza bakın, mesela kolunuza, elinize. Şimdi parmağınıza gelin, sonra […]
  • Ademoğlu İnsanın önlenemez düşüşü!Ademoğlu İnsanın önlenemez düşüşü! '' Timeo homini uni librium'' “Tek kitabı olan adamdan korkarım.” (Latin deyişi) Ademoğlu "İnsancık" düşmüştür. "İnsan gibi İnsan" olduğunun hatırasını bile unutmuştur. Bu […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler