felsefe taşı

Duygular Bulaşıcıdır!

Duygular Bulaşıcıdır!
Şubat 26
09:36 2026

Duygular doğası gereği bulaşıcıdır.
Ve Empati yeteneği yüksek kişiler, duygusal bulaşmayı diğerlerinden daha kolay yaşarlar.
Beyniniz otomatik olarak çevredeki insanların durumlarını yansıtır.
Nörosepsiyon, bilinçdışı bedenler arası iletişimdir.
Kuantum fiziği, bedenlerimizin yaklaşık %99,9999999’unun sürekli hareket halinde titreşen atom altı parçacıklarla dolu uzaydan oluştuğunu ortaya koyuyor.
Dolayısı ile sadece enerji yaymıyoruz;
farkında olsak da olmasak da çevremizdeki mekanları ve insanları etkiliyoruz.

Bu sadece manevi bir teori değil.
Artık enerjik durumumuzun
çevremizdekileri etkileyebileceğini destekleyen araştırmalar var.
Harvard’da görev yapan Shawn Anchor adlı araştırmacı, Duyguların bulaşıcı olduğu fikrini
şu ifadesiyle destekliyor:
“Beyinlerimiz kablosuz olarak birbirine bağlıdır,
yani dünyayı birlikte işleriz.
Dünyayı bireysel olarak işlemeyiz.”

Bu sadece sosyal bir alışkanlık değil;
biyolojik bir süreçtir.

Duygusal bulaşma, beyindeki birbirine bağlı hücre ağı olan Ayna Nöron Sistemi (MNS)
tarafından kolaylaştırılır.
MNS,
insanların yüz ifadelerinin, vücut dilinin, göz bebeği hareketlerinin ve hatta ses tonlarının her ayrıntısını gözlemleyen ve kaydeden
yüksek çözünürlüklü bir kamera gibidir.

Bizler yürüyen vericileriz.
Bir odaya girdiğinizde birinin sevincini, korkusunu, öfkesini hissettiğiniz o duyguyu biliyor musunuz?
Bu duygular bedenlerinden yayılıyor.
Utanç, kaygı, mutluluk gibi duyguları,
kelimeler konuşma alanına girmeden çok önce algılıyoruz.

Bu yüzden Doğu felsefe çerçeveleri
bana her zaman daha çok yakın gelmiştir,
çünkü bunlar enerji içerir.

Bu akış belki bir zamanlar insanları hayatta tutuyordu.
Bugün ise genellikle sessiz bir aşırı yüklenmeye neden oluyor.
Etkilenmek için dahil olmanıza gerek yok.
Stres yakınlık yoluyla bulaşır.
Sakinlik de öyle.
Farkındalık süreci kesintiye uğratır.
Fiziksel topraklama onu stabilize eder.
Sınırlar birikmeyi önler.
Duygusal düzenleme soğukluk değildir.
Öz saygıdır.

Taşıdığınız her duygu sizinle başlamadı.
Bu ayrımı öğrenmek bir yaşam becerisidir.

Nörofizyolojik düzeyde,
duygusal bulaşma,
fizik yasaları nedeniyle
beyin yapılarının senkronizasyonunu içeren mekanizmalar sonucu ortaya çıkabilir:
elektromanyetik girişim ve kuantum etkileri…
Bunlar, bilişi şekillendiren aynı mekanizmalardır

Ve bu sandığımızdan çok önce başlıyor ;
Profesör Igor Val Danilov’a göre, annenin kalbinin elektromanyetik özellikleri
ve annenin kendi ve fetüsün sinir sistemiyle etkileşimi (elektromanyetik girişimin fiziksel yasaları),
anne-fetüs biyosisteminde
nöronal uyum oluşturarak
gebelikten itibaren şablonu sağlar.

Ayna nöronlarının keşfi,
doğal nörostimülasyon mekanizmalarının
ve algı öncesi çok modlu entegrasyonun
ortaya çıkması muhtemeldir.

Empati,
beynimizdeki bedensel simülasyon yaratan işlevsel mekanizmanın bir ürünü olabilir.
💥Gördüğümüz veya duyduğumuz diğer kişi,
zihnimizde “diğer benlik” haline geliyor.

Amigdala,
empatiyi destekleyen ve duygusal uyumu sağlayan, duygusal bulaşma yolunu oluşturan beynin bir parçasıdır.

Beyin sapı da dahil olmak üzere bazal bölgeler ,
sıkı bir biyolojik bağlantı döngüsü oluşturarak ,
bir kişide
diğerinin fizyolojik durumunu
yeniden yaratır

1993 tarihli bir makalede psikologlar Elaine Hatfield, John Cacioppo ve Richard Rapson,
duygusal bulaşmayı
“başka bir kişinin ifadelerini, seslendirmelerini, duruşlarını ve hareketlerini otomatik olarak taklit etme ve senkronize etme ve sonuç olarak duygusal olarak yakınlaşma eğilimi”
olarak tanımlamışlar.

Yaygın bir sosyal psikolojik olgu olarak duygusal bulaşma,
yalnızca insan davranışını ve karar verme süreçlerini etkilemekle kalmaz,
aynı zamanda
hayvanlar aleminde de önemli bir rol oynar.

Duygusal bulaşma süreci,
sosyoloji, psikoloji ve biyoloji alanlarında birçok yönü içerir.

Araştırmalar,
eşlerden birinde yaşanan depresyonun sıklıkla diğer eşte de depresyona yol açtığını göstermiştir
Aynı durum ev arkadaşları için de geçerlidir.
Ayrıca, depresyonda olan ebeveynler tarafından büyütülen çocukların
depresyon tanısı alma olasılığı önemli ölçüde daha yüksektir.
Aslında, bir aile üyesinin depresyonu
tüm aile sistemini alt üst edebilir.

Yüz,
insan duygularının birincil sinyal sistemidir. Birçok kasdan oluşur ve bu kaslar sayısız ifade nüansı yaratabilir.
Bu durum özellikle göz ve ağız çevresinde, birçok küçük kasın bulunduğu bölgelerde geçerlidir.
Bebekler, ebeveynlerine bakarken dikkatlerini genellikle bu bölgelere yoğunlaştırırlar.
🕳Cilt
de duyguları iletmede önemlidir; solgunlaşabilir veya kızarabilir.
🕳Ses tonlaması da
duyguları iletmenin bir diğer önemli yoludur.

Duygu kapmanın soğuk algınlığına yakalanmaktan daha kolay olduğu söylenir,
peki bu tam olarak nasıl oluyor?
Sosyal ağlar bunun cevabı!
Harvard Üniversitesi’nden Profesör Nicholas Christakis ve Kaliforniya Üniversitesi, San Diego’dan Doçent James Folwer’e göre ,
sosyal ağlar içinde
mutlu ve mutsuz insanlardan oluşan
ve üçüncü dereceden bağlantıya kadar uzanan kümeler bulunuyor.

İş yeri genellikle karmaşık duygularla doludur

ve Sanal alan…
İnternetin gelişmesiyle birlikte,
çevrimiçi ortam aracılığıyla duygusal bulaşma günümüzde daha kolay hale geldi.

Christakis ve Fowler,
bir kişinin mutluluğunun
arkadaşlarının, arkadaşlarının arkadaşlarının ve arkadaşlarının arkadaşlarının arkadaşlarının mutluluğuyla,
yani sosyal çevresinin çok ötesindeki insanlarla
ilişkili olduğunu söylüyor.
Araştırmaları, mutlu insanların
sosyal ağlarının merkezinde,
diğer mutlu insanlardan oluşan
büyük kümeler içinde 👥️👥️👥️
yer alma eğiliminde olduğunu
ve her ek mutlu arkadaşın,
bir kişinin mutlu olma olasılığını
yaklaşık yüzde 9 oranında artırdığını ortaya koydu.

💥Peki ya olumsuz duyguları yakalamak?
Oklahoma Üniversitesi ve Austin’deki Texas Üniversitesi’nden yapılan araştırmalar ,
bireylerin aynı insanlardan hoşlanmadıkları veya genel olarak ortak bir hoşnutsuzluk duydukları durumlarda,
aralarında aniden bir bağ oluştuğunu
ve bu bağın kolayca arkadaşlığa dönüşebildiğini gösteriyor.
Bunun hayat dersi nedir?
Bir dakika ayırın ve kendinize şu soruları sorun:
☀️Ne tür duygular yansıtıyorum ve bu, ailem, oda arkadaşlarım, takım arkadaşlarım, meslektaşlarım vb. gibi etkileşimde bulunduğum diğer insanları nasıl etkiliyor?
☀️Başkalarının duygularımı ne kadar kolay etkilemesine izin veriyorum? Bunun farkında mıyım?
☀️Sosyal çevremdeki insanlar gerçekten etrafımda olmasını istediğim türden insanlar mı?
☀️Yapmam gereken herhangi bir işlem veya değişiklik var mı?

💥Gerçek şu ki,
kendi enerji merkezleriyle yeniden bağlantı kurduğumuzda,
içsel gücümüze uyanıyoruz.
O zaman durdurulamaz hale geliyoruz.

💪KENDİ DUYGULARIMIZI KONTROL ETMEK Alışkanlığı Edinmemiz
– bir duygunun bize ait olup olmadığını
veya başkasının duygularını “özümsemiş” veya “üstlenmiş” olup olmadığımızı
anlamamıza yardımcı olacaktır.

Bu bilgi yeni değil;
Ayurveda, Geleneksel Çin Tıbbı ve yerli şifa uygulamaları gibi
geleneklere dayanan kadim bir bilgi.

Ayurveda’nın Bakış Açısı:
‘Düşünceler Dokuya Dönüşür’ şeklindedir.

Her duygusal durum, doshalarınızda bir değişime neden olur:
Korku Vata’yı artırır.
Öfke, Pitta’yı alevlendirir.
Depresyon ve durgunluk Kapha’yı kötüleştirir.
Bu hallerde kalırsanız,
doshalarınız dengesiz kalır.
Agni’niz zayıflar.
Ama birikir.
Ve ojas’ınız, yani canlılığınız tükenir.
(Psikonöroimmünoloji (PNI) alanı da
düşüncelerin ve duyguların bağışıklığı nasıl etkilediğini inceler)

Doğu bilgeliği
Manomaya Kosha’yı (zihinsel/duygusal bedenle ilgili)
ve Vijnanamaya Kosha’yı (sezgisel/bilgelik bedeniyle ilgili) inceleyerek,
organların ve meridyenlerin
düşünce ve duygularla nasıl ilişkili olduğunu
ve bu dinamik, canlı sistem içinde nasıl etkileşimde bulunduklarını anlamaya çalışmıştır.

💥Ayurveda modelinde Samskaralar ,
zihinsel ve fiziksel kalıplarımızı şekillendiren, bu yaşamda veya daha önceki yaşamda edinilen geçmiş deneyimlerden kaynaklanan derin köklü duygusal izlenimlerdir.
Bunlar sadece “hatıralar” değil,
özellikle manomaya kosha (zihinsel-duygusal beden)
ve pranamaya kosha (enerji bedeni) olmak üzere,
ince bedende depolanan titreşimsel izlerdir .
👥️Samskaralar iyileşmediğinde tekrarlanır:
Tekrarlayan yaşam sorunları.
Tekrarlayan duygusal tepkiler.
Sonunda fiziksel hastalık…
Duygusal olarak ulaşılmaz partnerler seçmeye devam eden kadın.
Kendini yetersiz hissettiği için sürekli başarıyı baltalayan adam.
Bu kalıplar kronik duygusal döngüler yaratır
ve bu döngüler, dosha dengesizliğiyle birleştiğinde fiziksel rahatsızlıklara yol açar.
Kanser tedavisi sadece tümörü çıkarmakla ilgili değildir.
Bu, vücudunuzun o tümöre ihtiyaç duyduğuna inanmasına neden olan samskaraları (geçmişteki olumsuz düşünceleri)
ortadan kaldırmakla ilgilidir denilmekte…

Bu sistemler beden ve zihnin bir olduğunu,
duyguların hareket halindeki enerji olduğunu
ve iyileşmenin
bedenlerimizi dinlediğimizde
gerçekleştiğini anlamıştı.

Köprü Farkındalıktır
Zihin-beden bağlantısının farkına vardığımız an , iyileşme başlar.

Ancak bu bilgelik statükoyu tehdit ediyor.
Kendimizi iyileştirebileceğimizi,
travma döngülerinden kurtulabileceğimizi
ve özgürlüğümüzün anahtarının
kendi varlığımızda olduğunu
bilmemizi istemiyorlar.
Modern sistemler
duygusal bastırmamızdan kâr elde ediyor;
ilaç endüstrisi acımızı uyuşturmak için haplar satıyor,
medya bizi kontrol altında tutmak için korkuyu körüklüyor
ve toplumsal normlar bizi sessizliğe itiyor.

Duygusal hijyen,
yiyecek veya şifalı bitkiler kadar
hatta muhtemel ki daha fazla önemlidir

Özellikle Medyadaki
son -ismi lazım değil-Epstein salgını
tüm bu konuların önemini
bir kere daha düşünmeyi gerektirmiyor mu?

5 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Fermi ParadoksuFermi Paradoksu Kadim dünyanın büyük kültürlerinde ilahi ve insani olan arasında bir merdiven vardı.Yeryüzüne ve kozmosa ‘sen ‘ değil,’siz’ diye hitap ediliyordu.İnsanlar parçası oldukları büyük bir […]
  • Sonsuzluğun SonuSonsuzluğun Sonu Düşünüyorum; sonsuzluğu düşünüyorum... Herhangi bir kavramın içinde/çevresinde veya genel olarak sonsuzluk kavramını düşünüyorum. Sonsuzluğa "Sonsuz" etiketinin sonunun bilinememesinin […]
  • Dijital ParadigmaDijital Paradigma Paradigma önceleri “keşif” ile ilgiliydi. Kaos Teorisi ile başlayan süreç dijital devrim ile olgunlaştı; bugün paradigma artık sadece keşif değil aynı zamanda “icat” ile de […]
  • İnsana dair düşünebildiklerim – 1İnsana dair düşünebildiklerim – 1 1.İdeal insanlıkdoğumlabaşlayan, ölümle bitmeyen bir hayat okulunda öğrenilir. Orada her insan hem öğrenci hem kendisinin öğretmenidir. Yeteneği ve emeği derecesinde bir diploma ile bu […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Şubat 2026
P S Ç P C C P
« Ara    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  

Arşivler