felsefe taşı

Boşluğu anladığın zaman dolacaksın…

Boşluğu anladığın zaman dolacaksın…
Ocak 08
14:10 2014

Ölümden niye korkacağım ki?
Ben varken o yoktur,
o gelince de ben olmayacağım.
Lucretius

Hayatı tıkabasa yaşamak, dolu dolu yaşamak mıdır?

Mobilyalarla dolu bir evde, eksik olan şey nedir? İş ve ev arasında sıkışmış birinin, neye ihtiyacı vardır? Cebinizde para yoksa, ne vardır? Acıkmışsanız, mideniz ne ile doludur?

Hayatın tanımında doldurmak diye bir şey olmalı diye düşünüyorum. Hepimiz dopdoluyuz. Tıka basa doluyuz. Boşaltma işlemini de, yenilerini doldurmak için yer açmak adına yapıyoruz sadece. Adına da “temizlik” diyoruz.

Kalplerimiz dolu. Acıyla,küskünlüklerimizle dolu… Bazen pişmanlıklarla dolu. Bazen de karşı tarafa duyduğumuz aşkla dolduruyoruz içini, eskisinin üstüne.

Boş bir kalbiniz olsa yaşayabilir miydiniz?

Cüzdanımız dolu. Kredi kartlarıyla, faturalarla, kimlikler ve parayla.
Boş bir cüzdanınız olsa yaşayabilir misiniz?

Midelerimiz dolu. Biraz önce yediğiniz yemekle, içtiğiniz çay ile.
Mideniz boş olsa yaşayabilir miydiniz?

Çantalarımız dolu sonra. Anahtarlar, cüzdan, parfüm, minik akıl defteri, uğur taşları… Bunlar, benim çantamda sayabildiklerim sadece. Nereye, nerelere taşıyorsunuz siz çantanızı ve içinde olanları?

Ya çantanız boş olsa? Cebinizi doldururdunuz değil mi? Bozuk paralar bir yanda, anahtarlar bir yanda. Eğer arka cebinizde varsa, cep telefonu oraya…

Hayallerinizde eminim benimkiler gibi bir doludur. Hayali olmayan insan var mıdır bu evrende?

Benim aklım da dolu sonra… Düşünmem gereken bir şey olmadığı halde onu da doldurabiliyorum. “Masa lambam için, beyaz ışık veren bir ampül almalıyım” diyor aklım mesala şu anda. Yarın sabah için düşünüyorum sonra, “arabamı yıkatmaya versem, zamanım olur mu diğer işlerimi yapmaya”
.
Konuşmalarımda dolu dolu hep benim. Eski patronum, odasında yaptığım bir konuşmam sonrası “Sen dakika da kaç kelime konuşuyorsun” diye sormuştu. Ne anlattığımı dinlemedi diye üzülmüştüm.

Sohbetlerimi anlatmama gerek yok sanırım. Oturamam sessizce. Sıkılırsam, daha çok konuşurum. Dolmalı o an, o sohbete ayrılan zaman…

Dolaplarım dolu sonra benim. Alışveriş yapıp, buzdolabım dolu olunca evimde her şey tamam sanıyorum. Keyif basıyor üstüme… Kıyafet dolabımda doludur. 3 kazak, 3 pantolon ile yaşamayı beceremem, öyle yaşayabilenleri çok imrensem de…

Evim dolu sonra… Henüz adım atacak yerim var, şükürler olsun ki. Fakat sanki aldığım ve eve gelen her şey mitoz çoğalıyormuş gibi, yer bulamıyorum bazı şeylere…

Zamanın dolu aslında… Her anım dolu… Yapmam gerekenlerle dolu… Boş olacağım zamanlar da dolduracaklarımla dolu…

Kahve bardağım dolu mesela… Bakın boş sayfamda doluyor şu anda…

Kalplerimiz, çantalarımız, cüzdanlarımız, hayallerimiz… Tatillerimiz, midelerimiz, akıllarımız, sohbetlerimiz… Kariyerimiz, özgeçmişimiz, tencerelerimiz, dolaplarımız, evlerimiz… Hepsi Dolu… Bu doluluğu mutluluk sanıyor ve mutlu oluyoruz?
.
Duvarların içinde yaşıyoruz aslında… Bakınız çevrenizdeki duvarlara. Evin içindeyiz, arabanın içindeyiz, bu yazının içindeyiz. Bir şeylerin hep içindeyiz. Ve hep bir şeyleri dolduruyoruz. Hayatımız aslında bin bir dolu kutucuktan oluşuyor. Hepsinin içinden de başka kutular çıkıyor.

Ama boşluğu da özlüyoruz…

Aslında biliyor musunuz, KORKUYORUZ…

Boşluktan korkuyoruz. Çünkü,boşluk baş edilmesi zor bir şey. Boşluk tanımsız ve fazlasıyla ürkütücü…Boşluğun tanımı ölüm aslında içimizde. Hepimiz ölüme koyduğumuz anlamların korkularını yaşıyoruz. Yaşadığımızı anlamak ve korkularımızdan kaçmak adına dolduruyoruz her şeyi. Bu, bir tür savunma mekanizması aslında. Böylece güvendeyiz sanıyoruz. Bu yüzden de özgürleşemiyoruz. Yüklerimiz ağır geliyor. Nefessiz kalıyoruz. Toplamaktan yoruluyoruz. Düzeltmeye çalışıyoruz, olmadı yenisini koyuyoruz. Kendimizi böyle kandırmak için tüm çabamızı harcıyoruz. Çünkü çok Korkuyoruz.
.
Boşluklara bakın hayatınızda. Rahatsız ediyorlar değil mi? Etmesinler. Bırakın boş kalsınlar. Boş kalınca bir şey olmuyor. Hissedin o boşluğu… Bir süre sonra o boşluk size yarattığınız korkuları fısıldayacaktır, dinleyin. Sesi duymamak adına, panikle doldurmayın içini… Özgürleşmek istiyorsanız, boşluklar yaratın ve en önemlisi o boşlukları yaşatın.

Boşluğu anladığımızda gerçekten dolacağız.
Farkında mısınız?

2.262 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Bohçacı ZümrütBohçacı Zümrüt Sıcak bir yaz günüydü. Böyle havalarda herkes kendini deniz kıyılarına atar, bizse oturduğumuz yerde kalırız. Kapı çalındı, açtım, karşımda bohçacı Zümrüt… Bir elinde en az on kiloluk bir […]
  • NancyNancy Galatasaray Lisesi’ni bitirdiğim zaman Fransa hükümeti bana burs vermiş ve Marie- Curie Üniversitesinde okuma olanağı tanımıştı. Aynı zamanda Türkiye’de de tıbbiyeyi kazanınca Babamın […]
  • RitmRitm İnsan, hakkında konuşmakla ve yazmakla tükenecek bir konu değildir. Yüz bin çeşit boyutu, yüz bin çeşit hali var insanın.Yürüyüşü, konuşması, bakışı, gülüşü, düşünmesi farklı. Bazen de […]
  • Doktorluk AnılarıDoktorluk Anıları Her meslekte olduğu gibi, doktorların arasına da ne yazık ki düzgün olmayanlar vardır. Ama onlar azınlıktadır. Diğer bir azınlık doktor gurubu ise, çok para kazananlardır. Allah' a şükür […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler