felsefe taşı

Razı olmak…

Razı olmak…
Ekim 23
14:25 2014

Razı olmak… Rıza gösteren olmak… Yani hoşnut olarak, memnun olmak…
Terazi kelimesi “birbirine rıza gösteren” anlamındadır aslında. Kefeler karşılıklı olarak tesviyede ise birbirlerine “rıza gösterirler” yani razı olurlar.

Bir insanın yaratıcısı için hoşnut olması, memnun olması yani razı olması şaşılacak bir hal değil. Bir insan başka bir insandan da razı olabilir, hoşnutlukları karşılıklı olarak eşit seviyede olursa terazide de olabilirler ama peki yaratıcı insandan razı olabilir mi? Bu soruya hemen yanıt bulmaya çalışmadan önce biraz tefekkür etmek gerekli bence… Bu nedenle bu tefekkür anında başka bir konu ile ilgili şeyler yazacağım ama umarım sonunda hem derin düşünmeyi yapabilecek hem de iki konuyu birbiri ile bağlamaya gayret edeceğim.

Sefa benim yıllardır gittiğim berberimin çıraklığını son birkaç yıldır yapmaktaydı. İşini en iyi şekilde yapmaya çalışan, hayata bakışı her zaman pozitif olan ve herkes gibi hayalleri olan bir gençti. Tüm mahalleli, esnaf ve müşteriler çok severdi Sefa’yı. Aynı zamanda sporcuydu Sefa, amatör ligde güreş yapıyordu ve dereceleri de vardı. Bir gün berbere gittiğimde Sefanın rahatsızlandığını öğrendim, genetik olarak kalıtımsal olan kalp yetmezliği vardı. Babasını da 6 aylıkken yine kalp yetmezliğinden kaybetmişti. Sefa’daki kalp yetmezliği o kadar ileri safhadaydı ki, yapılan bir ameliyat ile kalbi alınıp kalp yerine işlev gören ve omzuna asabildiği çanta şeklinde olan bir alete bağlanmıştı. Aletten çıkan borular göğüs kafesinden içeri giriyor ve kanın pompalanma işlevi alet tarafından yapılıyordu. Biraz kendini iyileştiğinde eskiden çalıştığı berberimi ziyaret etmiş ve şans eseri tıraş olurken orada kendisini görüp geçmiş olsun diyebilmiştim. O ana kadar böyle bir ameliyatı bilmediğimden bir insanın kalbinin çıkarılıp, omzuna asılı bir makine ile yaşadığını görünce gerçekten hem şaşırmış hem de makineye bağlı olarak yaşamanın zorluklarını düşününce de içim sıkılmıştı.

Sefa, berbere gelen herkesin garip bakışlarına ve hep aynı olan sorularına muhatap oluyor ve sıkılmadan, tüm pozitif enerjisi ile açıklıyor, nakil için kalp beklediğini söylüyordu. Bir ara makineden bir uyarı sesi geldiğinde kibarca izin istemiş ve makinenin bataryasını değiştirmesi gerektiğini söylemişti. Hemen herkes gibi ben de olası bir uzun süreli elektrik kesintisinin sonuçlarını ister istemez düşünmüş ve ürkmüştüm.

Sefa’yı o günden sonra bir daha göremedim, denk gelmemiş de olabilir ama berberimden aldığım haberlere göre evinden çok çıkmıyor ve nakil için kalp bekliyordu, olası bir durumda hiçbir şekilde hasta olmaması ve bağışıklık sisteminin kuvvetli olması, olmazsa olmazdı. Makine bir kalp kadar verimli çalışmadığından bir ayda hemen hemen 10 gün kadar hastanedeki büyük makineye bağlanıyor ve kan değerleri normale gelince çıkabiliyordu.

Dün berbere gittim. Sefa için geçen hafta çarşamba nakil için kalp bulunmuş ve akşam hemen hastaneye çağırılmıştı. Berberimi yani ustası Adem’i bizzat arayıp haber vermişti, o bitmek tükenmek bilmez pozitif enerjisi ile… Ameliyat sonrası girdiği yoğun bakımdan çıkamadı Sefa. Cuma günü vücudu kabul etmediği için maalesef vefat etti. Ben de dün öğrendim üzücü haberi. Oraya gelen ve haberi benim gibi yeni alan her müşteri de Sefa’yı gönülden iyi andılar, anacaklar ve adı geçen her gün rahmet okuyacaklar. Çünkü Sefa’dan razıydı herkes; yaşlılar, gençler, çocuklar, müşteriler, esnaf ve diğerleri… O herkesin kefesi ile tesviyede idi, terazide kefeler eşitti yani. Birbirine rıza gösteriyordu herkes, hem o herkesten hoşnut ve memnun, hem de diğer herkes Sefa’dan…

Kendini yaratıcıdan gayrı olarak görmeyen her yaratılmış için, bilinen ve bilinmeyen yaratılmışların tümü ve insan idrakının yetmediği için de fazlası olan “bir” yaratanın, yarattığından razı olması belki de budur. Bilip bileceğin, tanıdığın ve tanıyacağın, görüp görebileceğin, yaratılmış olan her “şey” ile terazide kefelerinin eşit, tesviyede olması… Her yaratılmış ile hoşnut ve memnun olabilmen, karşılıklı olarak rıza gösterebilmen… Ben’in diğer ben’den razı olması, ben olan ben’den… Çok zor ama imkansız değil, Sefa kanıtladı bunu.

Allah senden razı olsun Sefa… O güzel gülüşünü hep hatırlayacağız.

1.261 kez okundu
Paylaş

İlginizi Çekebilir

  • Mağara Devrinden Bu Yana İnsanlığın Sağlığı Nasıl Korundu?Mağara Devrinden Bu Yana İnsanlığın Sağlığı Nasıl Korundu? Dünyanın en eski ilacı 110 yaşında ise daha önce nasıl tedavi oluyorduk? diye düşünüyordum... Gerçekten tek tedavi yöntemi Ortodoks Tıbbı dediğimiz bu gün ki tıp mıdır? İnsan odaklı […]
  • Su Üstünde Taş SektirmeSu Üstünde Taş Sektirme Su üstünde taş sektirmek, iki parmakla ıslık çalmak… Ne kadar basit değil mi? Alt tarafı yassı güzel bir taşı durgun suda doğru açıyla ve doğru kol kuvveti ile fırlatmak ve sonra suyun […]
  • Genç Osman veya etme bulma dünyasıGenç Osman veya etme bulma dünyası Bildiğimiz gibi Osmanlı’da taht kavgalarına son vermek için Fatih Sultan Mehmet Kardeş katline izin vermiş, hatta gerekli görmüş ve emretmiştir. Bu konuda Prof. Ahmet Mumcu, “Osmanlı […]
  • Tanıdık Bir SokakTanıdık Bir Sokak Gelin hep beraber sizinle bir sokağa girelim. Burası adresi belli bir sokak değil, hepimizden bir yer. Yolda park eden hiç araba yok, 7 -8 çocuk japon kale maç yapıyor. Muhtemelen […]

Sosyal Medyada Takip Edin

Üye Olun

Yazarlar

Kategoriler

Takvim

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler